Apple ile ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), antitröst davasındaki delil toplama sürecinin kapsamı konusunda anlaşamıyor. Tartışmanın merkezinde tek bir tarih var: Apple'ın belge teslimi için kesim noktası. Bu küçük görünen prosedür sorunu, davanın hem süresini hem de DOJ'nin hangi iddiaları ayakta tutabileceğini etkileyebilir.
Ne oldu?
Taraflar daha önce Apple'ın kayıtları için 20 Haziran 2025 kesim tarihinde uzlaşmıştı. Delil toplama aşaması şimdi 2027 mayısının sonuna planlandığı için DOJ avukatları, bu sürenin bitmesinden 30 gün öncesine kadar oluşturulan belgeleri istiyor. Gerekçeleri, yeni kayıtların iddia edilen uygulamaların sürüp sürmediğini göstermesi. Apple ise genişletmenin davayı aylarca geciktireceğini söylüyor. Şirket, 18 yıllık dönemi kapsayan 11 milyondan fazla belgeyi incelediğini ve iki milyondan fazlasını teslim ettiğini belirtiyor. Mart 2024'te açılan davada Apple, rakip uygulama, hizmet ve cihazları kısıtlayarak akıllı telefon tekelini hukuka aykırı biçimde koruduğu iddiasını reddediyor.
Neden bu tarih bu kadar önemli?
Antitröst davalarında zaman, delilin kendisi kadar belirleyicidir. Savcılar yalnızca geçmişteki bir ihlali değil, sürmekte olan bir davranışı kanıtlamak ister. Çünkü mahkemenin isteyeceği çözümler, örneğin davranışsal yaptırımlar veya yapısal müdahaleler, ihlalin devam etme ihtimaline dayanır. 2025 ortasında kesilmiş bir kayıt, o tarihten sonra yapılan değişiklikleri görünmez bırakır. DOJ bu yüzden güncel belgeleri istiyor.
Apple'ın direnci de sadece lojistik değil. Son iki yılda şirket, özellikle Avrupa'da Dijital Piyasalar Yasası baskısıyla alternatif uygulama mağazalarına ve ödeme yöntemlerine kısmen izin verdi. Yeni belgeler bu adımların samimi bir uyum mu, yoksa caydırıcı komisyon yapılarıyla çevrelenmiş sembolik bir esneme mi olduğunu gösterebilir. Apple açısından iç yazışmalar, yeni stratejik tartışmalar ve rakip hizmetlere yönelik kararlar, tekelleşme argümanını besleyebilecek malzeme taşır. Bu nedenle şirketin 'gecikme' argümanı hukuken meşru olsa da stratejik bir yan etkisi vardır: kayıtların dışarıda kalması.
Zaman baskısı iki yönlüdür. Mahkemeler genellikle makul gerekçeyle yapılan kapsam genişletmelerine açıktır, ancak belge hacmi zaten çok büyük. Milyonlarca dosyanın yeniden taranması, gizlilik ayrıcalığı incelemesi ve itirazlar, takvimi gerçekten kaydırabilir. Hakimin dengesi büyük olasılıkla kısmi bir çözümde yatıyor.
Google ve Meta davalarıyla karşılaştırma
Benzer davalarda delil süreci farklı sonuçlar üretti. Google'ın arama davasında, şirketin sohbet mesajlarının silinmesi ve belge saklama politikaları ciddi tartışma konusu oldu; mahkeme delil bütünlüğüne büyük önem verdi. Meta'nın FTC davasında ise odak, yıllar önceki satın almalara (Instagram, WhatsApp) dayandığı için tarihsel belgeler ağırlık taşıdı ve güncel veriler görece ikinci planda kaldı.
| Dava | Delil odağı | Zaman boyutu |
|---|---|---|
| Apple – DOJ | Platform kısıtlamaları, App Store politikaları | Süren davranış; güncel belge talebi |
| Google – DOJ (arama) | Varsayılan arama anlaşmaları, belge saklama | Hem geçmiş hem süren davranış |
| Meta – FTC | Eski satın almaların rekabet etkisi | Ağırlıkla tarihsel |
Apple davası Meta'dan çok Google'a yakın: iddia edilen davranış süregeliyor ve değişiyor. Bu yüzden güncel belge talebi DOJ için sıradan bir istekten fazlası.
Kime nasıl yansır?
Geliştiriciler ve rakip uygulama sahipleri için asıl soru, App Store kurallarındaki değişikliklerin dava kapsamında nasıl değerlendirileceği. Kesim tarihi eski kalırsa Apple, sonradan yaptığı değişiklikleri 'artık sorun yok' diye savunabilir ama iç gerekçelerini mahkemeye açmak zorunda kalmaz. Tarih ilerletilirse bu savunmanın arkasındaki yazışmalar da incelenebilir.
Tüketici tarafında etki dolaylı ve yavaş. Dava sonuçlanana kadar akıllı telefon deneyiminde somut bir değişiklik beklemek gerçekçi değil. Yine de belge süreci, olası bir çözümün ne kadar kapsamlı olacağını belirler. Dar bir delil seti dar bir çözüm, geniş bir set daha iddialı yaptırımlar anlamına gelir.
Sırada ne var?
Mahkeme önce tarafların kendi aralarında çözemediğini resmen kaydedecek, ardından bir duruşma veya yazılı değerlendirmeyle karar verecek. İzlenmesi gereken üç şey var: hakimin tam kapsam yerine örneklem veya sınırlı arama terimleri gibi orta yol önerip önermeyeceği, delil toplama takviminin kayıp-kazanç dengesine göre esneyip esnemeyeceği ve Apple'ın bu sürede mağaza politikalarında yeni adımlar atıp atmayacağı.
Benim değerlendirmem şu: Apple'ın gecikme itirazı makul görünüyor, ancak 2025 ortasındaki kesim tarihi, 2027'ye uzanan bir dava için fazla eski kalıyor. Mahkemenin tam kapsamı reddetmesi ama sınırlı, hedefli bir güncel belge seti istemesi en olası sonuç gibi duruyor. Bu, davayı fazla geciktirmeden DOJ'nin 'süren ihlal' argümanını canlı tutar.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
Yorum yapmak için Sinyal'i indir
Yorumlar Sinyal hesabıyla yapılır. Mobil uygulamada giriş yap, yorum bırak.