İspanya'da ana muhalefet partisinin yayımladığı deepfake siyasi reklam, yapay zekânın seçim kampanyalarında nerede durması gerektiği tartışmasını Avrupa'nın gündemine taşıdı. Bu kez sahte içeriği anonim bir trol hesabı yaymadı. İçeriği, ülkenin en büyük partilerinden biri kendi resmi kanallarından yayımladı. Bu fark, meseleyi bir dezenformasyon vakası olmaktan çıkarıp siyasi iletişimin yeni normali sorusuna dönüştürüyor.

Ne oldu?

Muhafazakâr Halk Partisi (PP), sosyal medya hesaplarında bir video reklam yayımladı. Videoda Başbakan Pedro Sánchez'in eşi de dahil, Sosyalist Parti'yle bağlantılı kişilerin yapay zekâyla üretilmiş benzerleri yer alıyor. Bu figürler fuhuş hizmeti almak, rüşvet almak gibi eylemleri itiraf ediyormuş gibi gösteriliyor. Ülke önümüzdeki ay genel seçime giderken reklam sert tepki topladı.

Siyasi kampanyalarda deepfake neden bu kadar tartışmalı?

Seçim deepfake'leri yeni değil. 2023'te Slovakya seçimlerinden hemen önce, bir muhalefet liderinin oy satın almayı konuştuğunu iddia eden sahte bir ses kaydı yayıldı. 2024'te ABD'de New Hampshire seçmenleri, Joe Biden'ın sesini taklit eden robot aramalarla oy kullanmamaya çağrıldı. Arjantin'de 2023'te adaylar birbirlerini yapay zekâ görselleriyle hicvetti. Ancak bu örneklerin çoğunda üreticiler ya anonimdi ya da içerik açıkça parodi olarak sunuldu.

İspanya vakası iki açıdan farklı. Birincisi, kaynak belli ve kurumsal: ana muhalefet partisi. İkincisi, içerik gerçek kişilere suç ve ahlaki kusur atfediyor. Bu kişilerin bir kısmı aktif siyasetçi bile değil. Siyasette karikatür ve hiciv uzun süredir meşru kabul ediliyor. Fakat gerçekçi bir yüz ve sesle yapılan sahte "itiraf", izleyicinin zihninde hiciv ile iddia arasındaki çizgiyi siliyor. Videoya sonradan bir uyarı notu eklense bile, sosyal medyada kırpılıp paylaşılan kopyalar o notu taşımıyor.

Asıl risk, emsal oluşturması. Büyük bir parti bu yolu açtığında rakipler aynı araçla karşılık verme baskısı hisseder. Kutuplaşmış bir seçim ortamında bu, karşılıklı tırmanma anlamına gelir. Seçmenin her videoya şüpheyle bakması da ayrı bir maliyet. Uzmanların "yalancının kârı" dediği etkiyle, gerçek kayıtlar da "deepfake" denilerek reddedilebilir hale geliyor.

AB Yapay Zeka Yasası bu durumda ne diyor?

Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası'nın 50. maddesi, deepfake içerik yayımlayanlara bu içeriğin yapay olarak üretildiğini açıkça belirtme yükümlülüğü getiriyor. Ancak madde yasaklamıyor, etiketletiyor. Yani düzgün işaretlenmiş bir deepfake reklam teknik olarak bu kuralı çiğnemeyebilir. Ayrıca sanatsal, hiciv veya kurgusal içerikler için daha esnek bir rejim öngörülüyor. Partiler bu boşluğu "hiciv" savunmasıyla kullanmaya çalışabilir.

Tablonun diğer parçaları şöyle:

DüzenlemeOdakDeepfake reklama etkisi
AB Yapay Zeka YasasıŞeffaflık, etiketlemeYasaklamıyor, işaretleme istiyor
AB siyasi reklam tüzüğüReklamveren ve finansman şeffaflığıKimin ödediğini görünür kılıyor, içeriği denetlemiyor
Dijital Hizmetler Yasası (DSA)Büyük platformların sistemik riskleriPlatformlara seçim riskini azaltma görevi veriyor
Ulusal kişilik ve onur haklarıBireyin benzerliği ve itibarıMağdurlara dava yolu açıyor, ama yavaş

İspanya hükümeti daha önce etiketlenmemiş yapay zekâ içeriğine yüksek para cezaları öngören bir yasa tasarısı hazırlamıştı. Ancak tasarının bu seçime yetişecek biçimde uygulanıp uygulanamayacağı belirsiz görünüyor. Ortada bir zamanlama sorunu var: hukuki süreç aylar sürerken bir reklamın etkisi birkaç günde tamamlanıyor.

Platformlar ve seçmen için ne değişiyor?

Topun önemli kısmı platformlarda. Meta ve Google, AB'nin siyasi reklam kurallarına uyum yükünü gerekçe göstererek bölgede ücretli siyasi reklamları büyük ölçüde durdurma kararı almıştı. Bu, partileri organik paylaşıma, yani tam da PP'nin kullandığı resmi hesap kanalına yönlendiriyor. Organik içerik reklam denetiminden geçmiyor. Etiketleme ise çoğu zaman kullanıcının beyanına ya da kusurlu otomatik tespit araçlarına kalıyor.

Seçmen tarafında beklenti gerçekçi olmalı. Deepfake tespit araçları henüz güvenilir değil. Sıradan kullanıcıdan her videoyu doğrulamasını beklemek de makul değil. Bu yüzden yükün üreticiye ve dağıtıcıya kayması gerekiyor. Gerçek kişilerin benzerliğinin onaysız kullanılması, özellikle suç isnadı içerdiğinde, etiketle meşrulaşmamalı.

Sırada ne var?

Önümüzdeki haftalarda izlenecek üç başlık var. Birincisi, İspanya seçim kurulunun ve mahkemelerin videoya ilişkin kararı. İkincisi, platformların içeriği kaldırıp kaldırmayacağı ya da yalnızca etiketleyip bırakacağı. Üçüncüsü, diğer partilerin benzer içerikle karşılık verip vermeyeceği. Bu üçü, AB'deki diğer seçimler için de fiili bir örnek oluşturacak.

Değerlendirmemiz net: Etiketleme, deepfake'in teknik bir araç olarak kullanıldığı durumlar için makul bir çözüm. Ancak gerçek kişilere sahte itiraf yükleyen siyasi reklamlar için yetersiz. Avrupa'nın kuralları şeffaflığı düzenliyor, fakat rıza ve itibar sorununu henüz çözmüyor. İspanya vakası bu boşluğun seçim takvimine sığmayacak kadar geniş olduğunu gösteriyor.